Filmde, uyuşturucu satışından kazandıkları parayı harcamak amacıyla motosikletleri ile Amerika'da gezinen iki hippinin, Wyatt (Peter Fonda) ve Billy'nin (Dennis Hopper), öyküsü anlatılmaktadır.
Bağımsız sinemanın en önemli örneklerinden birisi olarak kabul edilir. Hollwood sinemanın sütüdyoya bağımlı projelerine karşı alternatif bir pozisyonda ortaya çıkmıştır. Yapımcılar artık çok büyük bütçelerin haricindede sinema yapılabileceğini görmüştür. Filmde gelenekseldeki özdeşleşmeyi engelleyecek pek çok unsur bulunmaktadır. Hemen fark edilenlerden biri sahne değişirken sıçrayarak diğer sahneya geçişlerdir. Karekterler hiçbir otoriteyi tanımazlar, bir yere , bireye ,topluma bağlı değillerdir.
Filmde özgürlükler ülkesi olarak sunulan Amerika'nın aslında kendi içerisinde farklılıklara ve bireysel özgürlüğe karşı ne kadar hoşgörüsüz bir tutum takındığından bahsedilmektedir.Zamane kuşağın bu mantaliteyi değiştirmeye çalışması ve kendi bakış açısını ortaya çıkarma çabası filmin ana temasını oluşturur.Midnight Cowboy ve Alice's Restaurant ile birlikte film dönemin en eleştirel yapımlarından biridir.
özgürlük barış kardeşlik paylaşım terimleri uzerine kurulmus sonunun bende duyuk bi hayal kırıklığı yarattığı güzel olup olmadığıı çözemediğim film.ama yinede cek nikılsı nı daha tuyu bitmemişken görmek fena diil di.
vaayyy bee ne filmdi lan bu... iki gündür izlemek için arşivimi arıyorum ama bir türlü bulamıyorum.caım deli gibi bu filmi izlemek istiyor ama yok işte! kesin birinevemişimdir ve o hain biri filmimi getirmemiştir.bundan sonra not alıcam aq. !!!!
cek nikılsın ın su gibi olduğu ender filmlerden...
film başlarken peter fonda nın bir saat atma sahnesi var ki özellikle anarşizm vurgusu çağrıştıryor bende özgürlük tutkusunu zamanın engellerini aşılmasın arkasından born to be wild şarkısı ile hayranlık bırakır bir girişi var
Born to be wild şarkısısı ve onun gibi bir çok taşş gibi şarkıyla mükemmel bir soundtracki olan film.
Born to be wild ve elemanların motorlarla bastığı o yıllarda heavy metal diye bir tarz yoktu. Ancak şarkıda motorları kastederek bu deyim kullanılmıştır. Öyle külttürki heavy metal isminin bile buradan pörtlediğini söyleyenler vardır. Sert müzik ağır makinalar ve özgürlük vs vs vs vsv scddd.
Ayrıca filmin en orjinal muhabbetlerinden biri (ki öyle 353532 tane bölüm var fakat) ufo muhabbetinin olduğu bölümdür.
Dip not olaraktan soundtrack albümdeki bir başka efsane 'Don't Bogart Me' ye dikkat diyorum ve yan tarafa bağlanıyorum.
"Sakın birine özgür olmadığını söyleme, seni öldürerek ya da sakat bırakarak bunun tersini ispat etmeye çalışacaktır"
Bılly(Dennis Hopper): "Yani 2.sınıf bir motele bile alınmıyoruz anlıyor musun, korkuyorlar bizden, ödleri patlıyor"
George(Jack Nicholson): "Senden korkmuyorlar, senin temsil ettiğin şeyden korkuyorlar"
Billy: "Ne temsili be moruk, onların gözünde saçtan başka bişeyi temsil etmiyoruz"
George: "Yoo, hayır... Onların gözünde sen, özgürlüğü temsil ediyorsun"
Billy: "Özgürlüğün ne mahzuru var birader, bütün mevzu bu."
"İki motorsikletli Amerika'yı aramak üzere yola çıktılar, fakat bulamadılar" şeklinde söylevi olan ve tadından yenmez bir Dennis Hopper filmi
"tanrı yoksa onu yaratmak gerekecektir"
Senaryosuz çekilmiş film...
Gece barda bira ismarladıkları adamlara ertesi gün rol vermişler...
they're gonna talk to you, and talk to you, and talk to you about individual freedom. But if they see a free individual, it's gonna scare 'em.
peter fonda
Sonunda dumura uğratan filmlerden. Chopper sevmek bile filmi izlemek için yeterli bir neden.
sakın kimseye özgür olmadığını söyleme. seni sakat bırakarak ya da öldürerek aksini ispat etmeye çalışacaktır...
aslında basit bir yol filmi, 60ların asi hippilerinin hayatını anlatanbir film gibi görünen ama aslında amerikanın özgürlük anlayışının sorgulandığı sembollerle bezeli peter fonda filmi
gearge hanson:They're not scared of you. They're scared of what you represent to 'em.
Billy: Hey, man. All we represent to them, man, is somebody who needs a haircut.
George Hanson: Oh, no. What you represent to them is freedom.
Billy: What the hell is wrong with freedom? That's what it's all about.
George Hanson: Oh, yeah, that's right. That's what's it's all about, all right. But talkin' about it and bein' it, that's two different things. I mean, it's real hard to be free when you are bought and sold in the marketplace. Of course, don't ever tell anybody that they're not free, 'cause then they're gonna get real busy killin' and maimin' to prove to you that they are. Oh, yeah, they're gonna talk to you, and talk to you, and talk to you about individual freedom. But they see a free individual, it's gonna scare 'em.
Billy: Well, it don't make 'em runnin' scared.
George Hanson: No, it makes 'em dangerous.
söyleyecek şeylerin bir kısmı söylenmiş geri kalanıda anlatmak yorar beni şimdi ancak george Hanson derim jack e ne denir ,fondaki şarkının sözleri bir dönem mottomuzdu,tanrım zihnim bulanık sözleri hatırlıyamıyorum şimdi,,aslında denis hopper dan beklenmeyecek bir filmdir ama ahbap savunmasını önce yapmış ben buyum demiş ama bunları yapmak zorunda kalacağım hamsın denis ama yaptın bi kere ve kurtardın geri kalanı ne diyelim..ve peter fonda günümüzün cool replicaları adabı muaşereti öğrensin Fonda dan,budur özetle..asıl mevzu uzun ve ciddi filmin göndermeleri tek tek ayıklanmak ister ama yorgunum ahbaplar bu gece ve uzaylılar bilemiyorum ....
bir kafa oluş sahnesi bu kadar güzel çekilir.
jack nicholson'un uzaylılardan bahsettiği dumanlı sahne görülmelidir.
nik nik nik fık fık fık diye bi replik vardı
Easy Rider, özünde godoş demektir: İşin kolayına kaçarak kadınının (kendini satarak elde ettiği) kazancıyla kolay yaşayan adamı simgeler ve Hopper: Aslında Amerika tam da böyle birşeydir. der, Roll yayınlarında çıkan kitaptaki söyleşisinde. Kitap da bu.